GRUP DİNAMİĞİ

Grup dinamiği toplumsal grup içinde (grup içi dinamiği) ya da toplumsal gruplar arasında (gruplar arası dinamik) oluşan davranış ve psikolojik süreçler sistemidir. Grup dinamiği üzerine yapılan araştırmalar karar verme davranışını anlamaya, toplum içinde hastalıkların yayılışını izlemeye, etkin terapi teknikleri geliştirmeye ve yeni fikirler ile teknolojilerin ortaya çıkışını ve popülerlik kazanmasını takip etmede yararlı olabilir. Irkçılık ve cinsiyetçilik gibi toplumsal önyargıları ve ayrımcılıkları anlamanın özünde grup dinamiği yer alır. Bu alandaki uygulamalar psikoloji, sosyoloji, antropoloji, siyaset bilimi, epidemiyoloji, eğitim, toplumsal çalışma, ticaret ve iletişim bilimlerinde araştırılır.

Bir grubun bağlılığını ya da bir arada iyi çalışmasını etkileyen üç ana etken vardır: Çevresel, kişisel ve önderlik etkenleri.

Tarihçe


Grup dinamiği ya da grup süreçlerinin tarihçesinde şu tutarlı öncül önerme yatar: “bütün, onu oluşturan parçaların toplamından daha büyüktür.” Toplumsal grup yalnızca içinde yer alan bireyleri inceleyerek anlaşılayamayacak niteliklere sahip olan bir varlıktır. Bu olguyu 1924 yılında tanımlayan Gestalt psikologu Max Wertheimer şöyle belirtmiştir: “Ne bütünü oluşturan bireysel ögelerinden ne de bu ögelerin bir araya gelmesinden bütünün davranışının anlaşılamayacağı varlıklar vardır; bilakis bunun tersi doğrudur: bütünün parçalarının nitelikleri bütünün içsel yapısal yasalarıyla belirlenir.”

Çalışma alanı olarak grup dinamiğinin kökleri hem psikoloji hem de sosyolojide bulunur. Deneysel psikolojinin kurucusu olarak nitelenen Wilhelm Wundt (1832–1920), bireylerin incelenmesi ile tanımlanamayacak dil, gelenek ve din gibi fenomenlere sahip olduğuna inandığı insan topluluklarının psikolojisi üzerine özel bir ilgi duymuştur. Sosyoloji alanında ise, Wundt’tan etkilenen Émile Durkheim da (1858–1917) toplum anlayışı gibi ortak fenomenlerin farkına varmıştı. Diğer önemli kuramcılar arasında kitlelerin ilkel, saldırgan ve antisosyal içgüdülerle kendini gösteren bir “ırksal bilinçaltı” taşıdığına inanan Gustave Le Bon (1841–1931) ile grup içinde bireylerin etkileşiminden ortaya çıkan bir “kolektif zihin” olduğuna inanan William McDougall sayılabilir.

Sonunda, insanlardan oluşan gruplar içindeki olumlu ve olumsuz kuvvetleri tanımlamak için grup dinamiği terimini ilk kullanan sosyal psikolog Kurt Lewin (1890–1947) olmuştur. Lewin 1945 yılında Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde yalnızca grup dinamiğini araştırmak üzere kurulmuş olan ilk enstitü olan The Group Dynamics Research Center’ı (Grup Dinamiği Araştırma Merkezi) kurdu. Kariyeri boyunca grup dinamiğinin gerçek dünyaya, sosyal sorunlara nasıl uygulanabileceği üzerine yoğunlaştı.

Giderek artan sayıda araştırma grup dinamiği prensiplerine evrimsel psikolojiyi uygulamıştır. İnsanların gittikçe karmaşıklaşan bir sosyal çevreye evrimleştiği ve grup dinamiğini ilgilendiren çok sayıda adaptasyona sahip olduğu öne sürülmüştür. Bu adaptasyonlara örnek olarak statü ile başa çıkma, mütekabiliyet, hilkârları tanımlama, toplumsal haklardan mahrum etme, diğerkâmlık, grup kararı, liderlik ve gruplar arası ilişkiler gibi çeşitli mekanizmalar gösterilebilir.

Önemli kuramcılar


Fransız sosyal psikolog Gustave Le Bon’un 1895 tarihli çığır açan eseri Kitleler Psikolojisi (Fransızca: Psychologie des Foules) sosyal psikolojinin bir dalı olan kitle psikolojisinin gelişmesine yol açmıştır. İngiliz psikolog William McDougall 1920 tarihli The Group Mind (Grup Bilinci) adlı eserinde çeşitli boyutlardaki ve örgütsel katmanlardaki grupların dinamiğini incelemiştir. Avusturyalı nörolog Sigmund Freud 1921 yılında yayımlanan Grup Psikolojisi ve Ego Analizi (Almanca: Massenpsychologie und Ich-Analyse) adlı kitabında Le Bon’un çalışmasından yararlanarak grup psikolojisini ilk tanımı yapar ve 1913 yılında yayımlanan Totem ve Tabuadlı kitabında giriş yaptığı kendine özgü kuramını geliştirmiştir. Theodor W. Adorno, Freud’un denemesindeki fikirleri tekrarlayarak 1951 tarihli Freudian Theory and the Pattern of Fascist Propaganda (Freud’un Kuramı ve Faşist Propagandanın Üslûbu) adlı denemesinde şöyle demiştir: “Freud’un, sorunun siyasal evresiyle ilgilenmemiş olmasına rağmen, tamamen psikolojik kategoriler bağlamında faşist kitle hareketlerinin yükselişini ve doğasını açıkça öngördüğünü söylersek abartmış olmayız.” Psikiyatrist Jacob L. Moreno, 1930’ların başında “grup psikoterapisi” terimini kullanan ilk kuramcıdır. Toplumsal grupları bilimsel olarak inceleme akımının kurucusu olarak görülen Kurt Lewin değişen koşullar karşısında grupların ve bireylerin nasıl davrandığını tanımlamak için ilk olarak “grup dinamiği” terimini kullanan kuramcıdır.

1960’larda William Schutz kişilerarası ilişkilerin evresel gelişimini tanımladı: Etkileşimde olma (ben dahil miyim?), kontrol (burada kimin sözü geçiyor?) ve duygulanım (buraya ait miyim?). Schutz’a göre grup her evredeki sorunları çözerek bir sonraki evreye geçebilir. Bunun tersine de grup eğer bulunduğu evrenin sorunlarını çözemez ise bir önceki evreye de geri dönebilir. Schutz çoğunlukla görülmeyen ve kabul edilmeyen grup süreçlerini “kişisel yeraltı”, grup toplantılarının ajandasını oluşturan süreçleri de “içerik” konuları olarak adlandırır. Wilfred Bion grup dinamiğini psikanalitik açıdan incelemiş ve birlikte çalıştığı Wilfred Trotter’dan çok etkilendiğini belitmiştir. Bion, bir işi yapmak için bir araya gelmiş olan grubun bu işi yapabilme becerisiyle çatışan ve grubun bir bütün olarak yönünü belirleyen çeşitli kitlesel grup süreçlerini ortaya koymuştur. Bruce Tuckman, bir grup için dört evreli bir gelişme modeli önermiştir. İdeal grup karar alma süreci Tuckman grup modeline göre grup içinde diğer bireylerle iyi geçinir gibi görünme evresi olan “oluşum”; nezâket engelini aşarak, sorunlara eğilme evresi olan “fırtına”; diğerlerine alışma ve karşılıklı güven duyma ile verimlilik evresi olan “norm oluşturma” ve ortak hedefe doğru yüksek verimlilikle ve işbirliği ile grup olarak çalışma evresi olan “icraat/performans” evresi. Tuckman daha sonradan beşinci evre olarak “dağılma” evresini modeline eklemiştir. Tuckman modeli grubun genel yapısını verir ama elbette ki grup içindeki bireyler farklı şekillerde davranabilir. Eğer güvensizlik devam ederse grup hiçbir zaman “norm oluşturma” evresine geçemez.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.